“Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı.” Bu şiiri ortaokul Türkçe öğretmenim ezberletmişti. O zamanlarda ezberlerken ne kadar da basit ne kadar da herkes yazabilir gibi gelmişti. Sonra kelimeleri ezberlediğinde anlamdan ne kadar koptuğunu fark ettim. Yazarken de okurken de öyleydi. Ezberlediğimiz şeylerin derinliği belki de uçuyordu. Sonraları fark ettim. Zamanın fedakarlığını, birine verebileceğiniz en güzel şeyin sadece “zaman” olduğunu. Sonra zamanyok diye e-posta adresi aldım. Ama yine de zamanı olduramadım. Ne de bize gelmeyen zamanları, işleri, bitmeyen işleri, bitmeyecek işleri. Bizden önce gelen işleri. Özgürlüğümüzü elimizden alan, bizi burada bırakan, bir sevgi sözcüğünü bile bu zamana yetiremeyen işleri. Bazen o tozu alınması gereken fazladan eşyayı atasım, ...
biliyorum sınavların başladı, benimde başlayacak az kaldı, önemli değil; her şey başlar ve biter.. Neler başlayıp bitmedi ki; ne kadar çok şey doğru ya da yanlış bir şekilde bitti. bitti.
YanıtlaSilBaşlamak üzerine kurduğumuz dünya bitmek için dönüyor halbuki.
Son yazımı, kesişimleri, okumadın hala, biliyorum ki 2 hafta içinde de okumayacaksın, ama bekleyeceğim, bütün bunlardan sonra "kötü" dersen de sana ne gazoz ne çikolata!!!
İkinci kata gidelim bi gün yine,sevdim ben orayı, saatlerce hiç bir şey düşünmeden orda kalmak istiyorum, hafif bir müzik çalsın, loş bir köşesine çekileyim masaya da şiir kitapları yığalım okuyalım okumayalım yığalım tamam mı? Bunu yapalım? SOnra ağlamak istiyorum. Güleceksin belki ama öyle işte ağlamak istiyorum, sebepsiz yere. Çünkü hiç ağlamadım uzun zamandır, bu insan doğasına ve duyguya aykırı birşey; duygudan kopmamalıyım...
""ölüyorum tanrım
bu da oldu işte
her ölüm erken ölümdür
biliyorum tanrım
ama ayrıca aldığın şu hayat
fena değildir
üstü kalsın...
cemal süreya""
(ne o, ahmet arif mi okuyacağımı zannettin:) )